GELİŞİM TESTLERİ ve ASQ

ÜCRETSİZ E-BÜLTEN







Ateş PDF Yazdır e-Posta

Çocukluk çağında ailenin en büyük sağlık sorunu ve çocukların sağlık kurumlarına başvurusunun en sık sebebi ateş dir. Ateşi, kabaca vücut ısısının normal değerlerin üzerine çıkması olarak düşünebiliiz. Normal vücut ısısının dengesi, "hipotalamus" adı verilen ve insan beyninin yaklaşık olarak tam orta bölgesinde yer alan hacimce küçük bir merkez tarafından sağlanır. Vücut dev bir merkezi ısıtma sistemi olarak düşünün.

 

Kaslarımız, karaciğerimiz gibi organlar sayesinde ısı üretir, ciltten ve akciğerlerimizden de ısı kaybederiz. Hipotalamusu, işlev olarak kalorifer sisteminin termostatı olarak kabul edebilirsiniz. Hipotalamustaki ısı merkezinde bulunan termostat, daha yüksek bir ısıya ayarlanırsa vücut ısısı artar. Hipotalamusta bulunan bu termostatı daha yüksek ısıya ayarlayan etkenlerin başında, enfeksiyonla karşılaşan bağışıklık sisteminin uyarıları gelir. İster bakteriyel, ister viral kaynaklı olsun, enfeksiyon durumunda bağışıklık sisteminin ürettiği bazı kimyasal maddeler hipotalamusu uyararak vücut ısısının artışına yol açarlar. Vücut ısımızda oluşan artışa "ateş" adını veriyoruz.

Normal koşullarda vücut ısımız ortalama 36.5 Celcius derecesidir. Vücut ısısından bahsederken neredeki ısıyı referans almalıyız? Merkezi kalorifer sistemi örneğini düşünürsek, kalorifer kazanının ısısından mı bahsediyoruz, boruların ısısından mı, yoksa odalarda bulunan kalorifer peteklerinin ısısından mı? Hangi ölçümü referans alırsak normal kabul edeceğimiz değerler buna göre değişecektir. Aslında sağlıklı olan vücudun iç ısısını, başka deyişle  kalorifer kazanının hemen çıkışındaki borunun ısısını ölçmektir. Vücuttaki örnekle ise kalbin hemen çıkışındaki vücudumuzun en büyük damarı olan aortun ısısını ölçebilsek en sağlıklısı bu ölçüm olurdu. Çünkü, bu nokta dış etkenlerden etkilenmeden gerçek ısıyı yanıstan ve yanılma payı olmayan bölge olurdu. Ancak bu ölçüm mümkün olmadığından, paralel bilgi verebilecek örnek ölçümlerle idare ediyoruz.

Ateşi nereden ve nasıl ölçmeliyiz? Ateşi mutlaka ateşölçerle ölçmek gerekir. Ateş, elle,dudakla, yanakla ölçülmemelidir. Çocukta makattan yapılan ölçüm, iç ısısı doğru gösteren bir ölçümdür. Bunun yanı sıra, özel olarak kulak için üretilen bir ateşölçerle, kulak yolundan yapılan ölçüm de gerçek vücut ısısına paralel sonuçlar verir. Pratik olarak makat ya da kulak yolundan yapılan ölçümde 38 derece Celcius un üzerindeki değerleri ateş olarak kabul edebiliriz. Ağız içinden yapılan ölçümde, genelde gerçek vücut ısısından 0.5 derece kadar düşük değerler buluruz. O halde ağız içinden yaptığımız ölçüme 0.5 derece ekleyerek gerçek vücut ısısını bulabiliriz. Aynı paralelde koltuk altından yaptığımız ölçüm, gerçek vücut ısısından 0.8 derece daha aşağıda çıkar. Bu nedenle koltukaltından yapılan ölçümde ateş sınırı 37.2 olarak kabul edilir.

Çocuklarda tüm yaş gruplarında makattan ateşölçümü en güvenilir ölçüm yöntemidir. Ancak büyük yaş gruplarında çocuk için konforlu değildir. Bu nedenle 0-6 ay arası bebeklerde makattan ölçüm, 6 ay-2 yaş arası çocuklarda makat ya da kulaktan ölçüm, tercih edilmelidir. 3 aydan büyük çocuklarda koltuk altı ölçümü, ancak ölçüm sonucu vücut ısısı 37.2 dereceden yüksek bulunduğunda diğer ölçüm yöntemleriyle teyid edilmek şartıyla önerilebilir. İki yaşından sonra, çocukta kooperasyon kurulabildiği zaman koltukaltı ölçüm tek başına da ölçüm olarak değer taşıyabilir. 4-5 yaş dan daha büyük çocuklarda ağız yolu ile ölçüm kabul edilebilir.

Bu yöntemlerin dışında, özel tasarlanmış emzik şeklinde ateş ölçerle bebek emerken ağız içi ölçüm yapılabileceği gibi, şakaktan geçen ve temporal arter adı verilen damardan özel bir ölçüm aletiyle uzaktan ateş ölçümü de yapılabilmektedir. Cilde yapıştırılarak, vücut ısısına göre farklı renklere bürünerek ölçüm yapabilen kağıt ateş ölçerlerde vardır. Ancak, kişisel fikrim, ciltten direk ölçüm yaptığı ve terleme ya da soğuk gibi dış koşullardan etkilenebildiği için diğer yöntemlere göre güvenilirliğinin daha kısıtlı olabileceği yönünde.

 

Ölçüm yöntemleri için öneriler

  • Makattan ölçüm: En kolay ölçüm için, bebeği kucağınıza yüzüstü yatırın; ucuna az miktara kaydırıcı bir krem sürülmüş ölçüm derecesini alt uçtaki gümüşi kısmın tamamı içerde olacak şekilde makata yerleştirin; cam derece için 2 dakika, dijital derece için "bip" sesi gelene dek içerde tutun. Bu sırada çocuğun kıpırdanarak, derecenin makatın iç yüzeyine zarar verececek hareketler doğurmamasına dikkat edin. Ayrıca, cam derecelerin kırılma sonucu içeriğinde bulunan cıvanın çocuklar için toksik olduğunu ve Türkiye dahil birçok ülkede üretimine son verildiğini unutmayın. Bu nedenle pili sağlıklı olduğu sürece dijital derece kullanın. 
  • Kulak yolundan ölçüm: 6 aydan küçük çocuklarda sonuçları güvenilir değildir. Kulak için üretilen özel ateş ölçer, kulağa dik olarak düzgünce yerleştirilir. Üzerindeki ölçüm düğmesine basılarak bip sesi duyuluncaya  (yaklaşık 2 saniye) kadar beklenir. Kulağa uygun şekilde yerleşmedğinden şüphe duyuyorsanız, diğer kulaktan da ölçüm yaparak sonucu teyid edin. Soğuk bir havada dışardan eve henüz girdiyseniz, ölçümden önce 15 dakika kadar oyalanın.
  • Koltuk altı ölçümü: Kol dirsekten bükülü şekilde tüm kolu gövdeye yaslayın. Dereceyi, gümüşi kısmın tümü koltukaltı oyuğu içine kalacak şekilde, koltukaltına yerleştirin. Dijital derece için "bip" sesine dek, cam derece için 2 dakika kadar bekleyin.
  • Ağız içi ölçüm: Çocuğun, ölçümden önceki 30 dakika içinde sıcak ya da soğuk birşey yemediğinden içmediğinden emin olun. Ölçüm yapacağınız dereceyi, ölçümden önce sabunlu suyla yıkayıp durulayın. Dereceyi, çocuğun dil altına yerleştirin. Ağzını ve dudaklarını sıkıca kapatmasını, 3 dakika kadar konuşmamasını sağlayın. Ölçüm değerini okuyun.

 

Ateşin bilinen en sık sebebi enfeksiyonlardır. İster bakteriyel, ister viral kaynaklı olsun, enfeksiyonların en sık görülen yakınması ve bulgusu ateştir. Yaygın kanaat olarak, dişler çıkarken ateşin çıkacağına inanılır. Ancak, bu inanış genel olarak doğru değildir. Diş çıkarma dönemlerinde nadiren ılımlı vücut ısısı artışı olabilse de, bu değer 38,5 dereceyi geçmez. Ayrıca, çok giydirilen, sarıp sarmalanan bebek ve çocuklarda da vücut ısısı 38,5 dereceye kadar çıkabilir.     

 

Ateş saptandığında ne yapılmalıdır?

Özellikle 5 ay-5 yaş arası çocuklarda ateşe bağlı olarak ateşli havale geçirme riski de hatırlandığında yapılması gerekenler daha da önem kazanıyor. Ateşi düşürmek için yapılması gerekenleri ilaç tedavisi ve ilaç dışı önlemler olarak kabaca ikiye ayırabiliriz.

Ateş düşürücü ilaçlar temel olarak 3 grupta incelenebilir.

 

1: Paracetamol aktif maddesi içeren ilaçlar: Bu grup ilaçlara eczanelerde bol miktarda rastlayabilirsiniz. İçeriğinde ya sadece parasetamol, ya da parasetamole ek olarak bazı başka maddelerle kokteyl hale getirimiş ilaçlardır. Sadece parasetamol içeren ilaçlara Calpol, Minoset, Tylol, Vermidon gibi birçok ilaç, kokteyl ilaçlara ise Peditus, Aferin, Katarin gibi ilaçlar örnek verilebilir. Kokteyl ilaçlarda karışımın amacı, ateş düşürücü etki yanında, burun akıntısı, öksürük, bitkinlik gibi diğer bulgulara da katkılarda bulunabilecek bazı maddeleri içererek bir taşla birkaç kuş birden vurmayı hedeflemektir.  Kokteyl ilaçların, bazılarının faydalı etkilerinin yanı sıra, istenmeyen bazı yan etkilerid e olabilir. Bu nedenle, gelişmiş ülkelerde denetim amacıyla hekim reçetesi olmadan satılmaz.

Parasetamol içeren ilaçların hepsi aynı miktarda parasetamol içermeyebilir. Hatta, aynı isimdeki ilaçların farklı oranda parasetamol içeren şurup, tablet ya da fitil formları da olabilir. Bu nedenle parasetamol içeren ilaçlarda kullanılması gereken doz, hekiminiz tarafından çocuğun yaşı ve daha çok kilosuna göre hesaplanır. Unutmayın ki, her ilacın bir tedavi dozu bir de vücuda zarar veren bir toksik dozu vardır. Bu nedenle çok ateşte, çok miktarda ilaç kullanımı mantığı doğru değildir. Hangi formda olursa olsun günlük aşılmaması gereken toplam bir parasetamol dozu olduğunu unutmayın. Örneğin, bir gün içinde 2 doz parasetamol içeren şurup ve 2 doz parasetamol içeren fitil kullandığınızda, 2 farklı ilaç kullanmış da olsanız toplam 4 doz parasetamol vermiş olursunuz. Bu nedenle hekimizinin tavsiye ettiği doz için kendiniz yorum yapmayın. Ayrıca unutmayın ki, hangi yoldan verilmiş olursa olsun, parasetamol maksimum etkisini engeç 1.5 saat içinde mutlaka gösterir. Bu süreyi beklerken daha sonra bahsedeceğimiz ılık banyo gibi diğer ateş düşürücü yöntemlerle zaman kazanmak gerekir.

 

2 : İbuprufen etken maddesi içeren ilaçlar: İbuprufenin ateş düşürücü etkisi parasetamole kıyasla ateş düşürücü etkisi bir kademe daha fazladır. Sadece ibuprufen içerenler (örneğin İbufen, Pedifen, Dolven) ya da ibuprufen dışında bazı ek maddeler de içeren kokteyl ilaçlar (örneğin iburamin cold) şeklinde eczanelerde bulabilirsiniz. Parasetamollü ilaçlarda oldupu gibi, ibuprufen içeren kokteyl ilaçların çoğu da reçetesiz satılmayarak, kullanımının doktor kontrolünde olması sağlanmaktadır. Etkisi, ilacın alımından itibaren maksimum 1.5 saat içinde ortaya çıkar. Bu süreyi beklerken ılık duş gibi uygulamalar zaman kazandırıcıdır. İbuprufenin kimyasal yapısında bir miktar değişiklik yaratılarak üretilen "ketoprofen" etken maddesi de (Profenid) benzer oranda ateş düşürücü etkiye sahiptir. Şurup formundadır ve kutunun içinden çıkan, uzunca bir çubuk şeklindeki bir tür plastik enjektörle kiloya göre doz ayarlanır ve  ağız yolu ile verilir.

 

3: Metamizol etken madesi içeren ilaçlar: En bilinen adı Novalgine'dir. Etkin ve güçlü ateş düşürücü etkisi vardır. Ancak bu etkinin güçlü olmasına rağmen, hoş olmayan yan etkileri kaygı uyandırmaktadır. Örneğin "agranülositoz"a (bağışıklık sisteminin savaşçı hücrelerini sayıca azalması) yol açarak bağışıklık sisteminin enfeksiyona karşı vücut direncini zayıflatır. Bu nedenle, bazı batı ülkelerinde ya tamamen yasaklanmıştır ya da kullanımı çok kısıtlanmıştır. Ancak, tüm olası yan etkilerine karşın, ateşe karşı çaresiz durumlarda kötünün iyisi bir tercih olabilir. örneğin yüksek ateş nedeniyle sağlık kurumlarına yapılan başvurularda enjeksiyonla verilen ilaç metamizol yani "Novalgine" dir. Bu etken maddenin de şurup, damla, tablet ve enjeksiyonla uygulanan ampul formu vardır. Enjeksiyonu oldukça ağrılıdır.   

Ayrıca:

 

  • Ateş düşürücü olarak kullanılan ilaçları, hekim önerisi doğrultusunda ya tek başına ya da diğer ateş düşürücülerle akıllıca kombine ederek kullanmak gerekir. Yüksek ateş saptandığında eldeki bütün ateş düşürücüleri aynı anda kullanmak çok yanlıştır. Ateş, bir süre devam edebileceğinden, eldeki ilaçları akılcı bir strateji ile zamana yayarak kullanmak ve bu sayede ateş düşürücü etkiyi uzun süre sağlamak gerekir. Bu tür bir kombinasyonla kullanım, herhangi bir ilacın aşırı kullanımını ve böylece toksik doza ulaşmasına da engel olacaktır. Örneğin her 4 saat bir parasetamol vermek yerine, bir seferinde parasetamol , diğer seferde ibuprufen vermek gibi. Bu nedenle, en doğru ateş düşürücü kullanımı için mutlaka hekiminize danışın.
  • Ateş düşürücüler etkisini gösterene kadar periferik soğutma denen dıştan ısı azaltma yöntemi de kullanılabilir. Eskiden bu amaçla bugün çok sakıncalı olduğu bilinen yöntemler kullanılırmış. Mesela ateşli çocuğun ayak tabanlarına buz kalıpları bastırmak, buzlu su dolu küvete çocuğu daldırmak gibi. Ancak bu tür son derece sakıncalı yöntemler sonucu çok sayıda çocuk şoka girince (vazomotor kollaps) bu tür yöntemler terkedilmiştir. 70'li yıllarda ateş demek sirke kokusu demekti. Çünkü; sirkeli su içeren ıslak bezler, çocuğun alnına, koltuk altına, gövdesine, kasıklarına konarak ateş düşürülmeye çalışılırdı. Bu yöntem daha seyrek de olsa hala kullanılmaktadır. Ancak ıslak bez uygulaması günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. Hatta ıslak bezi büyüklük açısından epey abartarak çocuğu ıslak çarşafla sarmak gibi kullanımlar günümüzde yaygındır. Su ile ateşi düşürme yönteminin, en çağdaşı, en az konforsuzu ve en doğrusu, ılık banyo yaptırmaktır. Ilık banyodan kasıt, saçlı deri dahil tüm vücudun akan su altında uzunca  bir süre kalmasıdır. Uzunca süreden kasıt 10-15 dakikadır. Ilıkdan kasıt ise 30-32 derecedir. "Su ne kadar soğuksa ateş o kadar hızlı düşer" mantığı doğru ve sağlıklı değildir. Unutmayın, amaç ateşi düşürmektir. Bu işlem, çocuğa işkence haline gelmemelidir. Etkin bir ılık duş, vücut ısısını yaklaşık yarım saat süre ile yaklaşık  1 derece kadar düşürür. Yarım saatin sonunda ılık duşun etkisi geçer. Ancak, gerek duyuluyorsa ılık duş her yarım saatte bir tekrar edilebilir. Ilık duş yapıldığında, çocuğun enfeksiyon hastalığının daha da ilerleyeceği, halk deyişiyle çocuğun daha da üşüteceği kaygısı yanlıştır. Unutmayın ateşli havale, çocuğunuzun yıllar boyu ilaç almasına kadar gidebilecek sonuçlar yaratabilir.
  • Son zamanlarda, eczanelerde ateş düşürücü amaçla kullanılan jel paketlerine rastlayabilirsiniz.  Ateş düşürücü jel içeren bu tür küçük pedler örneğin alın ve şakak bölgesine uygulanarak ateş düşürücü etki sağlanmaktadır.  Etkinlikleri konusunda yapılmış araştırmalar vardır. Genel mantığı, ısıyı emen bir tür jel sayesinde ısıyı bölgesel olarak düşürmektir. Ilık duş olanağı yoksa denenebilir. Ancak, ılık duşla tüm vücut yüzerinden ısı kaybettirmenin fiziksel olarak da daha mantıklı olduğuna inanıyorum.
  • Ateş nedeniyle vücuttan su kaybı artar. Sıvı kaybındaki artışın nedeni terleme ya da sık soluma nedeniyle akciğerlerden buharlaşmadır. Bu nedenle ateşli çocuklarda çocuğun daha fazla sıvı alımını teşvik etmek önemlidir.  Ancak ateşin, kusma refleksini artırdığını unutmayın. Bu nedenle, örneğin 250 ml içeren bir bardak sıvıyı bir anda içirtmek yerine yudum yudum yani "sık sık azar azar" vererek kusma olasılığını azaltarak vermeye dikkat edin.
  • Ateşli durumlarda, vücutta salınan bazı sıvılar, kaslarımızdan hücresel düzeyde protein yıkımına yol açar. Bu süreçte, halsizlik ve genel bir bitkinlik hissedilir. Ateşli çocukta da aynı nedenlerle, olabildiğince istirahat sağlanması, sürece yardım eder. 
  • İnsan normal olarak üşüyünce titrer. Üşüme, çevre ısısının vücut ısısına göre farklı oranda düşük olması ile ortaya çıkar. Aynı durum, dış ısı düşmese de, iç ısımızın belirgin arttığı durumda da karşımıza çıkar. Ateşimiz çok arttıığında da titreriz. Titreme dediğimiz şey ise, çevreye ısısal adaptasyon sağlamak için, vücudumuzun dış kabuğu olan derimizin hemen altında yer alan binlerce küçük kas istemsiz kasılır. Bu kasılmalar sayesinde ısı üretilir. Titremenin geçmesi iki durumda gerçekleşir. Ya dış ısı artar, ya da iç ısı azalır. Böylece iç-dış ısı arasındaki fark azalır. Mesla ateşten titrerken battaniyenin altına girerseniz titremeniz geçer. Yani dış ısı artınca iç-dış ısı farkı azalmıştır. Titreme geçmiştir ama bu işlem sonucu aslında iç ısı daha da artar. Yani, ateşten titrerken battaniye altına girmek, belki bir süre için daha konforlu ama süreç için çok da zararlı bir işlemdir.
  • Yazın, çok sıcak havada evinizin önünü sularsınız. Böylece biraz serinlersiniz. Serinleme, evinizin önündeki suyun buharlaşırken etraftaki ısıyı emmesi sonucunda ortaya çıkar. Çok sıcakta vücumuzda benzeri bir işlem yapar. Terleriz. Terleme sayesinde evin önünü sulamış oluruz. Su buharlaşırken etraftaki ısıyı emerek bizi serinletir. Ateşlenen, insan  da terler. Amaç aynıdır. Isı kaybetmek. En çok terleyen yerler ise en çok ter bezi içeren yerlerdir. Örneğin eller, ayaklar, saçlı deri. Ter buharlaşınca ortam biraz soğur. Dikkat ederseniz, bazen çok yüksek ateşte, eller, ayaklar, vücudun genelinin aksine buz gibidir. Sebebi ise terleme sonucu terin buharlaşmasıdır. İşte, bazen bu aşamada süreç yanlış yorumlanır.  Ellerin, ayakların soğuk olması, çocuğun üşümesine bağlanır ve çocuğu ısıtmak için özel bir çaba içine girilir. Unutmayın, ateşli bir çocukta, ellerin, ayakların buz gibi soğuk olarak algılanması, aslında vücudun kendini koruma sürecinin sonucudur. Eğer ölçümde ateş saptanmışsa, ellernden dolayı çocuğu ısıtmaya çalışmak yerine ateş düşürme işlemine devam etmek gereklidir. Ayrıca, bu fırsatla, el ve ayak ısısına bakarak ateşin varlığına ya da yokluğuna karar vermenin de son derece aldatıcı olduğunu hatırlatmış olalım.